Kısacık dünya bunca zorluk istiyorsa,
sonsuzluk yurdu birazcık
çabaya değmez mi?
her güzel duayi bir eden bir ettiren var bir mi`min bir mü`mine
ettigi dua hak katinda makbul ve kabule layiktir, Allah bilcümle
ihtiyac icinde olup kimseden isteyemeyen ama sadece bekleyenlerede
hayir Dualarla mukabele eden Kullarina dünya ve ahirette saadet ve
mükemmeliyetlerin en mükemmeline komsu eylesin
Peygamber Efendimiz Namaz hakkinda söyle buyuruyor :
‘ ALLAH katinda en sevimli kullar; ALLAH’i zikretmek için günes, ay
ve gölgeyi gözetenlerdir.’
Dilimiz tatlı söz edenlerden, gözümüz mükemmeli görenlerden,
kulağımız doğruyu duyanlardan, gönlümüz 'ALLAH' için atanlardan
olsun.
“Vermek istemeseydi, istemeyi vermezdi”
sırrının mânâ bulduğu özel bir zaman dilimini daha idrak etmekteyiz.
Hangi makam bu kadar cömert olabilir?
Hangi güç hep bir ağızdan aynı anda istenenleri duyup cevap
verebilir?
Hangi kudret böylesi ikramları, tadları,
lezzetleri bunca isteyene gecikmeden, şaşırmadan yetiştirebilir?
Af ister günahkârlar... Mahcubiyetlerini perde yapa yapa, Cennet
ister isyankârlar gözyaşlarını akıta akıta... Şefaat umar Resûlün
sünnetinde tembellik yapanlar büyük bir mahcubiyet ve mahzuniyet
içinde.
Secdeler ıslanır tövbe yağmurlarıyla.
Geceler güne eklenir...
Karanlıklar seherlerin aydınlığıyla buluşa buluşa, otuz günlük
zincirin halkaları tamamlanır. Aralarında nurdan haleler gibi
salihlerin, zakirlerin, şakirdlerin ebediyete bakan nurlu
pencereleri açılır mânâ evlerinde.
Kendim için de, eşim, dostum, kardeşim, yavrum, anam, babam için de
ver
Yâ Rab!..
Vermeyi istemeseydin istemeyi vermezdin ey Allah’ım! İnsanın en
kıymetli dünyevî hazinesi vaktidir.
O halde vakti nakde çevirmeyi
sadece dünyalık olarak ele almamak lâzım.
Uhrevî dünyanın nakdi ise sevabdır, ibadettir. Allah’ın rızasını
kazanmaktır...
On bir ayın sultanını uhrevî hayatın levâzımâtı için iyi bir pazar
fırsatı bilip
ona göre davranmak, ona göre değerlendirmek gerekir
Üstümüze düşmeyen bomba ancak kelimelerimizi acıtır…
içimizde gezinen o acı bilinçsiz,
alışkanlık hücreleri tarafından
hemen yenilenir ve onarılır,
birkaç dakika sonra kaybolur…
kalbin duvarlarına tutunarak yürüyen acı, yerini;
bir imleç-çarpı işareti buluşmasıyla parlak reklamlara bırakır.
Durmaksızın değişik ses ve görüntülere maruz kalan beyin;
gelişimini tamamlayamayan araz çocuklara döner…
YAKARIŞ
Hani umuda sevdalanmıştık
Hani Rabbe sevdalanmıştık
Hani Rabbe sevdalananlara sevdalanmıştık
Hani her daim en sağlama yönelecektik
Hani en zayıf anımızda O'na sarılacaktık
Hani yakarışımız en merhametliyeydi
Hani yönelişimiz yalnız hayraydı
Hani birbirimize sımsıkı sarılacaktık
Beklenen neden fani, o faniye bağlanış ve ondan görülmeyen
ilgi veyahut kötülük neden bizi yıkıyor
BİZ BU KADAR BASİTMİYİZ
Rabbi vekil kıldık ve buna tüm kalbimizle inandık peki o zaman biz
O'na ve onun emirlerine sımsıkı sarılırsak sizce bizi ne yıkabilir.
Yıkılışımız nefsimizdendir...Eksikliğimizdendir...Benliğimizde ndir…
Yıkılmışız Ya Rabb senin emirlerini yerine getirmek için dirilt
bizi.
Yıkılmışız Ya Rabb senin emirlerini yerine getirmek için dirilt
bizi.
Yıkılmışız Ya Rabb senin emirlerini yerine getirmek için dirilt
bizi.
Umuda sevdalıyız,
Umudu veren Rabb'e sevdalıyız,
Belki bu sevdanın hakkını veremiyoruz ama,
Bu sevdanın hakkını verenlere sevdalıyız
Ve bu sevdanın hakkını verme çabası ve arzusu içerisindeyiz
inşaallah