spacer.gif (63 bytes)


ANASAYFA
NEFSİM
DUALAR1
YARABBİ
NASİHAT
MEVLANA
AHDE VEDA
NAMAZ OKU
GÜLÜMSEME
ŞEYH AHMET
CUMA DUASI
NAZAR DUASI
EBU HÜREYRE
SALAVAT OKU
GÜZEL SÖZLER
VEYSEL KARANİ
HADİS ANLATIM
ŞEYTANIN SÖZÜ
NAMAZ RESİMLİ
ARKADAŞ NAME
VE ŞEHİTLERİMİZ
HASSANBİN SABİT
AHLAK SORU CEVAP
MUTLULUĞUN SIRRI
BİLİNMESİ GEREKEN

BİR SEVGİSELİDİR MEVLANA
Dünyayı kucaklayan sevgi seli: Mevlânâ  Sevgide güneş gibi ol,
Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, Hataları örtmede gece gibi ol
Tevazuda toprak gibi ol, Öfkede ölü gibi ol,
Her ne olursan ol, Ya olduğun gibi görün,Ya göründügün gibi ol.

Mevlânâ Celaleddin Rumî
13. yüzyılda yaşamış bir İslâm âlimi olan Mevlânâ Celaleddin Rumi Hazretleri, hoşgörüsü, insanlığa yaklaşımı, insan sevgisi ile tüm insanlığa örnek teşkil etmiş,
yazdıkları ve söyledikleriyle yüzyıllar ötesine ulaşabilmiş mümtaz şahsiyetlerdendir.
O her dilden, her dinden, her renkten insanı kucaklamasını bilmiş,
insanlığın hoşgörü ve sevgi sembolü olmuş yüce bir kamettir.
Bugün hâlâ kaynağını İlâhi ışıktan almış, sevgi, hoşgörü ve akıl üçgeninde neşvünema bulmuş, düşünceleri dilden dile dolaşmakta, insanlığa rehberlik etmektedir

Mevlânâ Celaleddin Rumî, peygamber edalı tebessümlerin karanlık çağlara yansıttığı ışık kaynaklarından biridir. Onu tanıyan, onun sevgi iklimine adım atan İlâhi aşk yolundaki çileli yolculuğa ilk adımını atmış sayılır. Onun sevgi çemberinin bir ufak halkası olmayı başarabilmiş olanlar kâmil insan olma, yüksek ahlâka ulaşma yolunu bulmuş demektir.
İşte insanlığa ahlâkı, ilmi, hikmeti, sevgiyi öğreten
Hazreti Mevlânâ’nın hayatından ibret alınması gereken birkaç hadise...

ŞU ALTINLARI ÇAMURA ATIN
Günlerden bir gün devrin Selçuklu sultanlarından biri kabul etmesini arzu ederek Hazreti Mevlânâ’ya birkaç kese altın göndermişti. Hazreti Mevlânâ’nın talebelerinden biri altınları alıp Hazreti Mevlânâ’ya arz edince, Mevlânâ talebesine döndü ve, “Beni gerçekten seviyorsanız bu altınları dışarıdaki çamurun içine atınız!” buyurdu. Talebesi, Hazreti Mevlânâ’nın bu isteğini emir telakki edip, hiçbir sual dahi sormadan yerine getirdi. Bu olaya şahit olan bazı kimseler, çamurun içine atılan altınları toplamak için hiç vakit kaybetmeden çamurun içine dalmışlardı.
Fakat kısa süre sonra üstleri, başları, yüzleri çamurdan görünmez hâle geldi.
Mevlânâ, talebelerine, onların bu vaziyetlerini göstererek; “Bu altınlar, şu gördüğünüz dünya ehlinin üstünü başını batırdığı gibi, âhiret ehli olanların da kalbini kirletir.
Çeşitli günahlara sevk edip ibadetlerden alıkoyar.
Bunun için dikkat edilmesi gereken nokta; hırs ve tama yapmadan kanaat üzere bulunmaktır.
Dünyada, âhiret saadeti için çalışılmalı, kazanılmalıdır.
Çünkü İslâm, insanlara faydalı olmayı emreder. Dünyadaki saadetlerden biri de helâl kazanmak ve bu kazancını hayır ve hasenat yaparak âhirete göndermektir.
Asıl sermaye ise ilim, amel, ihlâs ve güzel ahlâk sahibi olmaktır.” buyurdu.

 

SEN YAZMAYI KABUL EDERSEN BEN DE SÖYLERİM
Mevlânâ, Konya’ya geldikten sonra Tebrizli Şems ve Kuyumcu Selahaddin adıyla bilinen iki önemli şahsiyetle yakın dostluk kurmuştu. Önce Şems’in Konya’dan ayrılışı; ardından Selahaddin’in vefatı Mevlânâ’yı çok üzmüştü. Allah, çok geçmeden ona bir dost daha gönderdi. Bu kişi, Çelebi Hüsameddin’di. Mesnevi’nin meydana gelmesine o vesile olacaktı. Çelebi Hüsameddin, Konya medreselerinde hocalık yapıyordu. Mevlânâ’ya bağlandıktan sonra aralarında büyük bir yakınlık doğdu. Mevlânâ, o güne kadar gazel türü şiirler yazıyordu. Bunlar büyük bir kitabı dolduracak kadar çoğalmıştı. Çelebi Hüsameddin, onun daha büyük bir eser yazacak duruma geldiğini hissetmişti.
Bu konuda onu teşvik etmeyi düşünüyordu.

Bir gün Konya’nın Meram bağlarında geziyorlar, Mevlânâ şiirler söylüyordu. Çelebi Hüsameddin, tam zamanıdır, diyerek düşüncesini söyledi:

- Efendim, dedi. Bugüne kadar gazel tarzında pek çok şiir söylediniz.
Sizi sevenler, sizden yeni bir eser bekliyorlar.
Böyle bir eser yazsanız da sizi sevenler, onu okuyarak doysalar.

Mevlânâ, aslında buna hazırdı.
Sarığının kıvrımları arasından bir kâğıt çıkararak
Hüsameddin’e uzattı. Bu kâğıtta, Mesnevi’nin ilk beyitleri yazılıydı.

Hüsameddin’e:
- Oku, diye buyurdu. Çelebi Hüsameddin, Mesnevi’nin girişinde bulunan ilk on sekiz beyiti büyük bir coşkuyla okudu. Tam da arzu ettiği gibi bir eserdi.
Okuyup bitirdikten sonra Mevlânâ’nın ellerine sarıldı.
- Efendim, dedi. Gönülden dilerim ki; bu şiirin devamını da söyleyin.


Mevlânâ:
- Bir şartla, dedi. Sen yazmayı kabul edersen ben de söylerim.
- Buna hazırım, dedi Hüsameddin. Mevlânâ, 19. beyitten itibaren söylemeye başladı. Çelebi Hüsameddin de kaleme aldı.
Kitap bittiğinde cilt sayısı altıya, beyit sayısı 25.618’e ulaşmıştı.

 

MEVLÂNÂ’NIN AZ BİLİNEN BİR YÖNÜ:
MEVLÂNÂ MÜSPET İLİMLE DE İLGİLENDİ

Mevlânâ Celaleddin Rumî sadece dinî ilimlerle değil aynı zamanda müspet ilimlerle de ilgilenmiş, eserlerine de bu durum yansıtılmış- Onun özellikle Mesnevi adlı eserinde bahsettiği mevzular arasında dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesi, atom gibi konuları sayabiliriz. Mevlânâ, Mesnevi’sinde dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesi ile ilgili şunları söyler:

Dolap gibi dönüp duran gökten kıyas tut. Onun dönmesi nedendir?

-Ey gök, ne vakte dek yerin etrafında dönüp duracaksın?
Bu gökyüzü de elinde olmaksızın dönüp durmada

Yine Mesnevi’de yer alan bazı beyitlerde günümüzün bilim adamlarını dahi şaşırtacak biçimde atmosferi bir yumurtanın beyazına, dünyayı ise bu yumurtanın sarısına benzetmekte, dünyanın uzayda boşlukta durduğuna işaret etmekte, ayrıca mıknatıs ve kehribar örneğini vererek yer çekiminin varlığına değinmektedir

Mevlânâ’nın değindiği bir diğer konu da atomdur. Mevlânâ atom için “zerre” kelimesini kullanarak henüz yakın zamanda keşfedilen “atom, atomun yapısı ve atomun patlaması”na gönderme yapmaktadır. Mevlânâ’nın zerrenin (atomun) içindeki güneşin (atom çekirdeğinin) “patlaması hâlinde her tarafın yerle bir olacağından bahsetmesi” ve bu çekirdeği de “kuzu postuna bürünmüş aslan”a benzetmesi oldukça ilgi çekicidir.

MEVLÂNA
1207 yılında Türkistan’ın Belh şehrinde doğdu. Asıl adı Muhammed Celâleddin’dir. Mevlânâ ismi ona sonradan verilmiştir. Rumî denmesi ise Anadolu’ya göç etmesiyle ilgilidir. Mevlânâ, Moğol tehlikesi sebebiyle ailesiyle birlikte Selçuklular devrinde Anadolu’ya göç etti ve önce Karaman’a, ardından Konya’ya yerleşti. Devrinin ünlü hocalarından dersler aldı. Kendini çok iyi yetiştirdi. Ardından dersler vermeye başladı. 1244 yılında Tebrizli Şems isimli bir dervişle tanıştı. Bu tanışma, Mevlânâ’nın bütün hayatını değiştirdi. 17 Aralık 1273 yılında, 66 yaşında Konya’da vefat etti. Mevlânâ’nın Allah sevgisini dile getiren şiirleri, vaazları ve mektupları şu kitaplarda toplanmıştır: Mesnevi, Divân-ı Kebir, Fihi Mâfih, Mecalis-i Seb’a, Mektubât...

— Her ne olursan ol; ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol

— Dert; Allah’ı gizlice anmana vesile olacaksa tüm dünya malından yeğdir.
Dertsiz dua soğuktur. Dertli dua gönülden, aşktan gelir.

— Kötü yaratılışlı kişiye ilim ve fen öğretmek, yol kesen eşkıyanın eline kılıç vermeye benzer.

— Allah’tan edebe muvaffak olmayı dileyelim.
Edebi olmayan kimse Hakk’ın lütfundan mahrumdur.

— Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok.
Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.

— Yarın yaparım deme. Nice yarınlar geçti.
Ekin zamanı tamamıyla geçmesin; dikkat et!




 

Mevlana'nın en beğendim sözleri şunlar:

Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.
Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.
Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.
Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.
Hoşgörülülükte deniz gibi ol.
Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.


Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel,
Bizim dergahımız, umitsizlik dergahı değildir,
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel.


Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok.
Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.


Eşekten şeker esirgenmez ama eşek,Yaratılışı bakımından otu beğenir.
Leş, bize göre rezildir ama, domuza, köpeğe şekerdir, helvadır.

O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti.
Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme





Kadınlar, gerçek değerini 'İslam’la bulmuştur
Sadece hanımlar değil aslında “erkek”ler de gerçek kıymetlerini ve şahsiyetlerini
İslâm’la bulmuşlardır.
Efendimiz (
sallallahu aleyhi ve sellem), gerçek erkekliğin zorbalık, kabalık ve hoyratlıkta değil, nefsine hâkim olmakta, civanmertlikte ve fazilette olduğunu göstermiştir.

Dinimizde, kadın aynen erkek gibi cemiyetin bir parçası olarak kabul edilir,
görüşü alınır ve onunla istişare yapılır.
Bunun pratikte en güzel örneğini de bizzat
Fahr-i Kâinat Efendimiz (
sallallahu aleyhi ve sellem) vermiştir.
O ki vahy ile mueyyed Nebiler Sultani (
sallallahu aleyhi ve sellem)’dir.

Önüne gelen bütün mesele ve problemlerin çözümü doğrudan doğruya Ars-i Azam’dan halledilmiştir. Bununla beraber O, çok defa hanımlarıyla oturur ve bir arkadaş gibi onlarla bazı meselelerin müzakeresini yapardı.
Vahiy ile mueyyed olan Allah Resulü’nün (
sallallahu aleyhi ve sellem) böyle bir şeye ihtiyacı yoktu; ama O, ümmetine bir şey öğretmek istiyordu:
Kadın, o güne kadar olduğundan çok farklı bir yere oturtulacaktı ve iste O, bu önemli vazifeyi bilfiil temsil ediyordu.


İste bir misal. Hudeybiye anlaşması, Müslümanlara çok ağır gelmişti.
Öyle ki, kimsede yerinden kımıldayacak mecal kalmamıştı.
Bu arada Allah Resulü (
sallallahu aleyhi ve sellem), kendisiyle hacca gelenlere, kurbanlarını kesmelerini ve ihramdan çıkmalarını emretmişti.

Ancak sahabe, ‘Acaba verilen kararda bir değişiklik olur mu?’ diye, meseleyi ağırdan alıyordu. Allah Resulü (
sallallahu aleyhi ve sellem), emrini bir kere daha tekrarladı. Fakat sahabedeki ümitli bekleyiş tavrı değişmedi.
Bu, asla Allah Resulü’ne (
sallallahu aleyhi ve sellem) karşı bir muhalefet değildi; sadece başka bir alternatifin olup olmadığını öğrenmekti.

Zira Kâbe’yi tavaf etmek üzere yola çıkmışlardı.
Belki Hudeybiye anlaşmasındaki kabul edilen şartlar tatbik edilmez de anlaşmada bir değişiklik olabilir’ diye bekliyorlardı


İki Cihan Serverı (
sallallahu aleyhi ve sellem),
sahabedeki bu durumu sezince hemen çadırına girdi.
Ve hanimi Ummu Seleme validemizle (
radiyallahu anha) istişare etti.
Bu ufku geniş annemiz de istişarenin hakkini vermek için fikrini beyan etti ve su mealde sözler söyledi: “Ya Rasulallah! Emrini bir daha tekrar etme.

Belki muhalefet eder ve mahvolurlar.
Fakat Sen, Kendi kurbanlarını kes ve onlara bir sey demeden ihramdan çık.
Onlar verdiğin emrin kesinliğini anlayınca, Sana itaat edeceklerdir.”


Hanımla istişare edilir mi?
Allah Resulü (
sallallahu aleyhi ve sellem) de böyle düşünüyordu.
Hemen bıçağını eline aldı ve çadırından çıkarak kendine ait kurbanları kesmeye başladı.
O daha birkaç kurban kesmişti ki, sahabe de kendi kurbanlarını kesmeye koyuldu.
Çünkü artik verilen karardan dönüş olmadığını anlamışlardı.
(
Buhari, Surût 15)

(Bir aile reisi olarak aile hayatında, hanımıyla istişareye yer vermeyen ve İslam’ın kadını esir ettiğini söyleyen talihsizlerin kulakları çınlasın!)


Kadın haklarını müdafaa edenlerin düşüncelerinde bile kadın, hâlâ ikinci dereceden bir varlık olmaktan kurtulmuş değildir. Oysa dinimiz, kadına, bir bütünün yarısı nazarıyla bakmaktadır. Kadın, öyle bir bütünün parçasıdır ki, diğer parçanın ise yaraması için onun mevcudiyeti şarttır.

Bu parçalardan her birerleri, diğerinin gerçek değerini bulması bakımından önemli bir esastır. Elverir ki, Rabb’ımızın koyduğu ölçülere riayet edilsin ve denge için yaratılan bir şey dengenin aleyhinde istismar edilmesin...
Efendimiz (
sallallahu aleyhi ve sellem), nasıl hareketleriyle kadınlara karşı lütufkâr davranıyordu; sözleriyle de hep bu şekilde davranmayı teşvik ediyordu

. Bir hadislerinde şöyle buyururlar:
“Mu’minlerin iman bakımından en kusursuzu, ahlâki en güzel olanıdır.
 Ahlâki en güzel olanınız da, kadınlarınıza en güzel davrananınızdır.”

 (
Ebu Davud, Sunnet 15)


Hadisleri çoğaltabiliriz.
Görülüyor ki, kadınlık O’nun nurlu beyanlarıyla, kendi şeref ve haysiyetini garanti altına almış, o güne kadar ayaklar altında çiğnenen, hor ve hakir bir varlık olmaktan kurtulmuş, dünya ve ukba saltanatı kazanmıştır.
Kadınlara güzel davranmayı Peygamberimiz
sallallahu aleyhi ve sellem emretti

 

 


FİLM İZLE
VİDEO İZLE
RADYO DİNLE
TV İZLE
MAC DİNLE